TCMB Para Politikası Değerlendirmesi — Eylül 2026 PPK Kararı
Harun Raşit DEMİRCAN | Eylül 10, 2026
TCMB Para Politikası Değerlendirmesi - Eylül 2026 PPK Kararı
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini beklentilere paralel olarak %37 seviyesinde sabit bıraktı. Karar metninde enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmelerin önceki toplantıya kıyasla daha olumlu bir tona geçtiğini söylemek mümkün. Temmuz ayındaki metinde enflasyonun ana eğiliminin geçici olarak yükseleceğine işaret edilirken, yeni metinde ana eğilimin son üç ayda gerilediği ve öncü göstergelerin bu düşüşün ağustos ayında da devam ettiğine işaret ettiği belirtildi. İktisadi faaliyete ilişkin verilerin ise talep koşullarının dezenflasyon sürecine verdiği desteğin sürdüğünü gösterdiği ifade edildi. Merkez Bankası, gecelik vadede borç verme faiz oranını %40, borçlanma faiz oranını ise %35,5 seviyesinde sabit tuttu. Böylece faiz koridorunda da herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeye rağmen tüm faiz oranlarının korunması, kurulun mevcut sıkılık düzeyini şimdilik yeterli bulduğunu ve ihtiyatlı duruşunu sürdürdüğünü gösteriyor.
Karar metninin önceki toplantıya göre dezenflasyon süreci açısından daha güçlü mesajlar içerdiğini söylemek mümkün. Önceki metinde iç talepteki zayıflamanın belirginleştiği belirtilirken, yeni metinde talep koşullarının dezenflasyona verdiği desteğin devam ettiği vurgulandı. Bununla birlikte jeopolitik gelişmeler nedeniyle yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu açık biçimde ifade edildi. Jeopolitik gelişmelerin maliyet, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalları üzerinden yaratabileceği etkilerin yakından izlenecek olması, kurulun faiz indirimi konusunda aceleci davranmayacağına işaret ediyor.
Önümüzdeki dönemde enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin sürmesi ve enerji fiyatlarının daha dengeli bir görünüm sergilemesi halinde faiz indirimi beklentileri yeniden güç kazanabilir. Buna karşın enerji maliyetlerinde kalıcı bir yükseliş görülmesi veya enflasyon beklentilerinde bozulma yaşanması, mevcut sıkı duruşun daha uzun süre korunmasına neden olabilir. Bu nedenle bir sonraki PPK toplantısına kadar açıklanacak enflasyon verileri, iç talebin seyri ve jeopolitik gelişmeler karar mekanizmasının temel unsurları olmaya devam edecektir.
Kararın politika faizi ve faiz koridorunda değişiklik içermemesi nedeniyle piyasa üzerindeki etkisinin sınırlı kalmasını bekliyoruz. Metindeki daha olumlu enflasyon değerlendirmesi risk iştahını destekleyebilecek bir unsur olsa da enerji fiyatlarına yapılan güçlü vurgu, faiz indirimi beklentilerinin kısa vadede temkinli fiyatlanmasına yol açabilir. Piyasaların bundan sonraki süreçte kararın kendisinden çok, dezenflasyon eğiliminin devam edip etmeyeceğine ve faiz indirim sürecinin ne zaman başlayabileceğine odaklanacağını düşünüyoruz.
Araştırma Bölümü
Saygılarımızla,

